yayla çorbası yaparken ne dinlenir? bu dinlenir!!
zıplayarak yayla çorbası yapılır mı? şahsi cevabım: niçün olmasın efenim? denedim oldu.
beeen messelaaa yaparım messssela!!
şimdiii..... gelelim son mutfak hikayelerime:
bugünden geriye gitmeye karar verdim:
dün değil evelki akşam yayla çorbası yaptım: sonuç iiiinanılmazzz! über muazzam sofistike!!
yani misafir filan ağırlanır; o derece!!
tabiii eşşek sıpası tereyağın marifeti oldu bu biraz! şerefsiz mahluk neyin içine girse, bi tuhaf saadet, böyle anormal bir lezzet çıkıyor ortaya!
çorbayı yapmak çok kasmıyor ama biraz özenli ve nazik olmak; zıplama molalarında çorbayla hususi ilgilenmek gerekiyor. yoksa çorbamız biraz alınganlaşıp trip atabiliyor.
ne lazım bize?
2 bardak yoğurt
1 çay bardağı pirinç
1 yumurta
1 buçuk yemek kaşığı un
veee daha sonra çorbaya eklenmek üzere 2 litre su -ki kanımca fazlaydı.
(hey yavrum! çok eksperdir yemek hususunda:P)
+ 3 yemek kaşığı tereyağ (125 gramlık paketin 4te biri gibi bir şeydi)
+ 1 yemek kaşığı nane
öncelikle...
pirinçmiş, unmuş, yoğurtmuş... bunlar yumurta ve yağ eşliğinde tencereye davet edilir. gelmezlerse zorlanabilirler; caizdir. mutfakta da keyfimin kahyası olamayacaksam, ocağımın taciz gurusu olamayacaksam...ne anladım ben o yemek pişirmeden!
tencereye malzemeleri koyduk. bir güzel karıştırdık.
bunları yaparken "arsız gönül" adlı musiki dehası eser muhhh-hak-kak fonda çalıyor.
Karıştırma işlemi sürerken, 2 litre ( insan ölçülerinde 10 bardağa eşit oluyor) ısınmamış, işlemden geçmemiş, bildiğimiz normal suyu "foşşşş" diye değil "foş" "fış fış" "foşş" şeklinde efendi efendi ekleyelim. bu esnada kaşığı ve tedbiri elden bırakmayalım. arada bir, ev annesi edasıyla, çorbayı karıştıralım. kaynayana kadar tuvalete gitmeyelim, kapı ve telefon çalsa bile bakmayalım. yalnızsak mazoşizmin dibine vuralım.
neyse! çorbamız kaynadığını belirtmek için pıhh pohh gibi sesler çıkartıp, sivilce patlaması gibi şekiller gösterecektir. (yemek ve sivilceyi bir araya getirip mideleri bayram ettiren şu yazıma hayran oldum)
o pıtırcıklar çıktı mı, çorbanın altını kısabiliriz demektir. bu "kaynama" adlı bekleyiş benim resmen 20 dakikamı aldı.akabinde, altı kısık vaziyette pirinçlerin uzamasını bekliyormuşuz. pirincin uzaması nasıl oluyor, ne zaman tam olarak boy attığına kanaat getiriyoruz bilemiyorum. ben 6-7 dakika sonra sıkıldım. kapattım. güzel oldu.
Görüldüğü üzre, inanılmaz süper ve referans alınası bir durumdayım!!
Vee şaheserimm!! Nasıl güzel, nasıl mis kokulu, böyle bi sıcak, bi pufidik terlik-pijama ve kitap üçlemesi.
Barbunya hezimetimsi sonrası ilaç gibi geldi.
Barbunya manyağı da burda:
Sen o kadar uğraş; ayıkla filan. Sebzelere prensesler gibi davran.
Soğanlarla ağla...
Sarsmadan kesicem diye titizlen...
Karıştır güzelce...
Yemek pişerken gözüne fazla(!) gözüken soğanları, küçük ilkokul bebesi gibi lavaboya dök...
Sırf birazcık daha lezzet katıcam diye aşk vesilesi tarçını tencereye at...
Dakikalarca gözünü kırpmadan başında bekle...
Sonra o kalksın, böyle eci bücü bişey olsun!!
Teessüf ederim Barbunya!
Rövanşa gelicem....














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
eee ne dersiniz?