24 Kasım 2010 Çarşamba

Barbun'u beklerken...

Gizem'in mutfakla imtihanında ilk hedef belli oldu: Zeytinyağlı Barbunya! (Ece sıkıcı bulsa da, durum bu)

Ki aşağıdaki eserimde de görülebileceği üzere, barbunyanın sıkıcı diyerek yaftalanmasını çooook ama çok acımasızca buluyorum:



Zeytinyağlı barbunya tariflerinin bazılarında yarım kilo, bazılarında bir kilo barbunya diyordu; bir tabur insan doyurmayacağımı -haliyle- tahmin ederek yarım kiloyla devam etmeye karar verdim.





İnternette tarifleri araştırırken, barbunyayı pişirmeden bir gece önce suda bekletmenin inanılmaz süper manyak ve muhteşem bir hareket olduğunu öğrendim. Sebebini bilmediğim halde boyun eğiyorum! (Suda bekleyen barbunyaların fotojenik olmasının da etkisi var!)





Benim gibi burnunun dikine giden biri için böylesine pürüzsüz bir itaat inanılır gibi değil! Cehalet mutluluk veriyor cidden! Kafamı yormuyorum. Sıfırdan başlayıp öğreniyorum (öğrenmeye çalışıyorum).

"Biraz bilmek" bazen öğrenmenin önüne koskoca bir set çekiyor aslında. Yemek konusunda tam bir boş arsa olduğumdan, uslu uslu öğretmenin dediğini yapan öğrenciler gibiyim. Sadece bazı konularda tahmin yürütüyorum; hepsi bu!

Sonuçta Godot'yu beklemek kadar acı verici olmasa gerek, Barbunyaları beklemek! En azından umudum bu yönde!

Bakalım...Akşama görücez artık!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

eee ne dersiniz?